çok sevdiğim bir başlık
Başlık anlamsız. Anlamlı bir şey yazacaktım yazdığım şeyi unuttum. Bu gece biraz atraksiyonlu geçti. Şu an şarap içip dumanın akustik performansını dinliyorum. Aşka kaymadan bir yazı yazmayı planlıyorum. Aslında pek bir şey planlamıyorum. Muhtemelen boş yapıcam. Boş yaptığımda da çok saçma oluyor. Muhabbetim pek güzel değil. Yapmam gereken bazı şeyler var. Adaptasyon sorunumu çözmek, rahatlıktan kaçmak falan filan. Ama deli gibi içmek ve bütün hayatımı unutmak istiyorum sadece. Aslında yapmam gereken hiçbir şeyi istemiyorum. Kendimi unutup uzun yolculuklara çıkmak istiyorum. Bütün geçmişimi unutmak istiyorum. Kendimi unutmak istiyorum. Hatırlamamak için sürekli devam etmek istiyorum. Kendimi unutarak bir hayat geçirmek istiyorum. Sadece kendimden uzağa gitmek istiyorum ve geri dönmek istemiyorum. Burası çok karanlık. Işığı bulduktan sonra yine karanlığa dönüyor. Mum bir şekilde sönüyor. Hala elektrik icat edilmemiş. Gaz lambasıyla aydınlanıyor içerisi. Sürekli sarhoş kalmak istiyorum. Benim aslında ben olduğumu hatırlamak istemiyorum. Yaşamak istiyorum. Koşmak istiyorum. Rastgele yerlere koşmak istiyorum. Bir varış noktası olmasına gerek yok. Hiç durmadan içmek istiyorum. Düşünmek istemiyorum. Ders çalışmak istemiyorum. Hayatın anlamını bulmaktan uzaklaştırıyor beni. Keşfetmek istiyorum. Kendimi,dünyayı, her şeyi. Eski sevgilimi düşünmek istemiyorum. Hala ona deli gibi yazmak istemiyorum. Sms paketimi bitirip ek paket satın almak istemiyorum. Bunun takıntı mı olup olmadığını düşünmek istemiyorum. Takıntıysa da artık bitsin istiyorum. Daha kaç ay, kaç sene geçecek bilmiyorum. Hala suçlu, suçsuz aramak istemiyorum. Ben de ondan daha iyilerini bulup unutmak istiyorum. Aşka takıntılı kalmak istemiyorum. Bu kadar değersiz olduğumu düşünmek istemiyorum. Sadece koşmak istiyorum. Kaçmak istiyorum. Oturup salak salak ders çalışmak veya boş boş kitap okumak istemiyorum. Hayat bunlara paralel gitmiyor. Hayat bunlardan ibaret değil. Düşüncelerim bunlarla örtüşmüyor. Ama yapmam mı gerek bilmiyorum. Aslında tembel miyim bilmiyorum. Belki de doğruyu düşünüyorumdur. Düşündüğüm şeylerin eninde sonunda doğru olduğunu anlıyorum. Ama bu sefer doğru olsa da onun peşinden gidecek somut sebeplerim yok. Ben artık sakinleşmek istiyorum. Aşk şarkısı duymak istemiyorum. Herkes gülsün istiyorum. Herkes niye bu kadar boşuna zorlanıyor bu hayatta bilmiyorum. Kimse yapmak istediğini yapmıyor. Bu düzeni değiştiremem biliyorum. Ama yapmamız gereken her şey hepimizi mutsuz ediyor biliyorum. Düzene ayak uydurabilen insanlar mutlu oluyor sadece. O zaman da hayatın renkleri eksiliyor. Sarı yok oluyor mesela. Her bir baş kaldırış yeni bir renk katıyor hayata biliyorum. Her bir insan hayata yeni bir heyecan getiriyor biliyorum. Bu kadar boş yaşayan amına kodumun insan sürüsünü hitler olup tek tek sabun yapma isteğimi kabulleniyorum. Hepiniz ölseniz de dünya hiçbir şey kaybetmez biliyorum. Amına kodumun çıkarcı pezevenkleri. Ama mutluluk bu şekilde gelmiyor. Bu doğru düşünceler insanı bir yere götürmüyor. Çok fazla acı çekiyorsun. Bunları göze almak doğru mu bilmiyorum. Bunları içeren bir topluluk veya parti yok biliyorum. Her şey sistemi kabullenmeyi gerektiriyor. Sisteme karşı olan topluluklar bile. Bu düşünceler topluluğu kapsamıyor diye düşünüyorum. Galiba olay kalpte ve bireyde bitiyor. Yüzde bir oy alan sözde insan hakları savunucusu, iktidar karşıtı parti bile iktidara gelirse aynı bokları yiyecek biliyorum. Ama bu karşıt olma duygusu insana hiçbir şey katmıyor biliyorum. Doğruyu görmek, olayları anlamak insana hiçbir şey katmıyor. Hiçbir şey. Doğruya ulaşma çabası anlamsız. Tek çıkar yol sisteme ayak uydurmak. Anasını sikeyim öyle sistemin. Bu düşüncelerin kendine uygun bir hayat yaratamamış, kendini keşfedememiş bir bireyin dünyaya yakarışları olduğunu biliyorum. Olayın kendimde bittiğini biliyorum. Bu öfke kendime olan öfkenin dünyaya yansıması biliyorum. Çok geç olmadan uyuyup sabah erken kalkarak artık uykumu düzene sokmam gerektiğini biliyorum. Ama kendimi bulamıyorum. Yeteneklerimi bilmiyorum. Hayata anlam katan aşk bile değerini yitirdi artık. Amına kodumun aşkı bile beni yalnız bıraktı. Sevmeye başladığım dünya yine siyaha döndü. Bu soruların aslında aklımdaki gerçek sorular olduğunu biliyorum. Ama hayata adapte olurken bunları bir şekilde unutmam gerektiğini biliyorum. Bir şekilde düzeninini kurunca bunları sorgulamayı bırakacağını biliyorum insanın. Hayat kendini meşgul etme çabası mı oluyor yani? Kendi hayatını devam ettirebilecek parayı kazanma çabası mı? Kendi varlığını kanıtlama çabası mı? Düzene uyum sağlayabilme çabası mı? Bu düşünceler bu dönemde çok fazla olacak biliyorum. Hayatla meşgul olduğunda düşünmüyorsun. Ve hayatın düzene girmiş oluyor. Düzene ayak uydurabilmiş oluyorsun. Kafan gerçek sorulardan uzaklaşıyor. Ölümden uzaklaşıyor. Gerçeklerden ne kadar iyi kaçabilirsen o kadar güzel bir hayatın oluyor. Doğrunun benim fikirlerim olduğunu biliyorum. Ama onları bu hayata bir şekilde yansıtamıyorum. Yepyeni bir düzen yaratmak istiyorum. Yüzyıllardır boşa yaşayan bu insanlığı uyandırmak istiyorum. Bir tane aynştayn çıktı onu bile ne kadar abarttınız demek istiyorum. Diğer herkesin ne kadar boş olduğunu yüzlerine vurmak istiyorum. Hayatlarının ne kadar değersiz olduğunu anlatmak istiyorum. Hepsini kendini bulmak için yolculuğa çıkarmak istiyorum. Amına kodumun boş sürüsü. Kendini geliştirmek mastürbasyondur, kendini yok etmek asıl cevaptır repliği var ya fight clupta. İşte ancak bir filmdeki replik oluyor düşündüğün şeyler. Aaa evet çok doğru dedikleri bir replik. Ama kimsenin bakmaya cesaret edemediği doğruları anlatan bir replik. Kendi istediklerimi yapınca bu soruları sormayacağım biliyorum. O kişisel gelişim mastürbasyonunu yaptığım anda bunlara gerek kalmayacak biliyorum. Hayata dışardan bakmak pek iyi bir şey değil biliyorum. Keşke ilkel bir kabilede yaşasaydık. Milattan önce doğmuş olsaydık. Hayvan avlamaya çalışsaydık. Yırtıcı bir hayvan tarafından öldürülme korkusuyla yaşasaydık. İşte o zaman hayat gerçek bir hayat olurdu. Kendimi çok zeki, farklı şeylere ilgisi olan, üst seviye bir insan olarak düşünsem de değilim. Ben alt seviye olmak istiyorum. En ilkel duygularla yaşamak istiyorum. Zeki olmak istemiyorum. Bu düzene ayak uydurabilmiş bir beyaz yakalı olmak istemiyorum. Garip kafalar yaşıyorum. Yaşadığım kafalar beni sadece daha fazla soruyla baş başa bırakıyor biliyorum. Cevaplarını hiçbir zaman bulamayacağım sorular... İstediğim şeyi bulamadığım sürece kafamı meşgul edecek sorular. Ben sadece bir şeyleri bulmak istiyorum. Bu dünyanın anlamını bir şekilde keşfetmek istiyorum. Saçma sapan bir işte çalışıp, hayatımı devam ettirip, yeni kıyafetler alacağım bir düzen istemiyorum. Kendimi değerli görüyorum. Ve bunu hayata faydalı olacak bir yerde kullanmak istiyorum. Bu cesaretsiz boş sürüsüne bir şekilde önderlik etmek istiyorum. Ama bunun olmayacağını gördükçe o kötü gözle baktığım düzene adapte olmak zorunda olduğumu hissediyorum bir şekilde.
Benim işte böyle sorular sormam lazım. İşte böyle boş yapmam lazım. Benim bunları yapmam lazım. Anlamsız bir hayat yaşamamam lazım. Hepimiz bir şekilde öleceğiz. Bu hayata ne katabiliriz? Hayatımızı nasıl daha anlamlı hale getirebiliriz? İnsanların bunu düşünmek yerine 'Nasıl daha rahat yaşayabiliriz?' sorusunu düşünmesi beni delirtiyor. İşte amına kodumun boşları derken onları kastediyorum. Ama bu hakaretleri ederken benim düşüncelerimin de bir şeye bağlanmaması beni de haksız çıkarıyor. Bilmiyorum. Nasıl yapıcam bilmiyorum. Galiba onlar haklı diyorum. Belki de gerçekten öyle. Ama insan eninde sonunda hayatın anlamını düşünecek. Çok acıktım.
Ben bir uyumsuzum. Uyum sağlayamıyorum. Bu düzeni, bu yapmacıklığı reddediyorum. Ergenliğe yeni giriyor da olabilirim. Ders çalışmaktan nefret eden, ilk defa sevildikten sonra terkedilen biri için normal düşünceler. Ben hayallerde yaşamak istiyorum. Bir kitapta yaşadığımı hayal etmek istiyorum. Bir filmde veya. Bu aykırılık düşüncesi çok saçma biliyorum. Düzene çok ters biliyorum. Sosyal ilişkilere çok uymuyor biliyorum. Belki ergence düşünceler farkındayım. Ama hala böyle düşünüyorum. Bir yere varmıyor biliyorum. Ama ben böyle düşünüyorum. İçtikten sonra bile bunları yazıyorsam kafamda baya yer etmiş. Bu amına kodumun düzenini reddediyorum diyorum. Ama hayatımı devam ettirebilmek için ne yapmam gerek bilmiyorum. Bir yeteneğim de yok. Mecburum uyum sağlamaya.
Sadece aşk acısı bana yazı yazdırıyor. Acı bana yazdırıyor. Çok acı çekiyorum. Böyle bir insan olmak istemiyorum. Ama bazen çok fazla acı çekiyorum. Yazıyorum. ben de. Belki iyi gelir diye. Pek iyi gelmiyor. Giden geri gelmiyor. Bir şeyler düzelmiyor. İşte bu şekilde boş yapıyorum. Lanet olsun ki sadece boş yapıyorum. Daha fazla acı çekmek istiyorum. Daha fazla dibe batmak istiyorum. Bir şekilde kendimi bulma umuduyla... Bu cümleyi bile yazarken çok zorlandım. Baya içtim hee. Ne kadar uğraşsam da bir kaybeden olacağım.
Benim işte böyle sorular sormam lazım. İşte böyle boş yapmam lazım. Benim bunları yapmam lazım. Anlamsız bir hayat yaşamamam lazım. Hepimiz bir şekilde öleceğiz. Bu hayata ne katabiliriz? Hayatımızı nasıl daha anlamlı hale getirebiliriz? İnsanların bunu düşünmek yerine 'Nasıl daha rahat yaşayabiliriz?' sorusunu düşünmesi beni delirtiyor. İşte amına kodumun boşları derken onları kastediyorum. Ama bu hakaretleri ederken benim düşüncelerimin de bir şeye bağlanmaması beni de haksız çıkarıyor. Bilmiyorum. Nasıl yapıcam bilmiyorum. Galiba onlar haklı diyorum. Belki de gerçekten öyle. Ama insan eninde sonunda hayatın anlamını düşünecek. Çok acıktım.
Ben bir uyumsuzum. Uyum sağlayamıyorum. Bu düzeni, bu yapmacıklığı reddediyorum. Ergenliğe yeni giriyor da olabilirim. Ders çalışmaktan nefret eden, ilk defa sevildikten sonra terkedilen biri için normal düşünceler. Ben hayallerde yaşamak istiyorum. Bir kitapta yaşadığımı hayal etmek istiyorum. Bir filmde veya. Bu aykırılık düşüncesi çok saçma biliyorum. Düzene çok ters biliyorum. Sosyal ilişkilere çok uymuyor biliyorum. Belki ergence düşünceler farkındayım. Ama hala böyle düşünüyorum. Bir yere varmıyor biliyorum. Ama ben böyle düşünüyorum. İçtikten sonra bile bunları yazıyorsam kafamda baya yer etmiş. Bu amına kodumun düzenini reddediyorum diyorum. Ama hayatımı devam ettirebilmek için ne yapmam gerek bilmiyorum. Bir yeteneğim de yok. Mecburum uyum sağlamaya.
Sadece aşk acısı bana yazı yazdırıyor. Acı bana yazdırıyor. Çok acı çekiyorum. Böyle bir insan olmak istemiyorum. Ama bazen çok fazla acı çekiyorum. Yazıyorum. ben de. Belki iyi gelir diye. Pek iyi gelmiyor. Giden geri gelmiyor. Bir şeyler düzelmiyor. İşte bu şekilde boş yapıyorum. Lanet olsun ki sadece boş yapıyorum. Daha fazla acı çekmek istiyorum. Daha fazla dibe batmak istiyorum. Bir şekilde kendimi bulma umuduyla... Bu cümleyi bile yazarken çok zorlandım. Baya içtim hee. Ne kadar uğraşsam da bir kaybeden olacağım.
Yorumlar
Yorum Gönder