alev
Yıllar sonra buradayım. Açtığım birsürü saçmasapan blogtan birini seçip yazmak istedim. İncir reçeli izliyorum şu an. Uzun zaman sonra hafiften düzeltebildiğim mental zayıflığımın şerefine. Biraz iyi hissediyorum hemen tekrar psikolojimi sikmem gerekiyor gibi bir alt metni var heralde bilinçaltımın. 'İyi olmak' bana göre değilmiş, layık değilmişim gibi. Hemen yine dibe çökmem, insanlara kıyasla daha altta olmam gerekiyormuş gibi. Şu an aslında fena değilim. Sadece biraz üzgün hissediyorum. Bu mental sorunu çözebilirsem ayaklarımın üzerine daha sert basabilirim gibi hissediyorum. 'Fakirin parayı bulunca siki kalkarmış' hesabı direk aşka yönelmeye başladı duygularım. Neyse saçmalamak istemedim şu an. Hissettiğim şeylerin sadece benim içimdeki duygular olduğunu tekrar farkettim. Hayat devam ediyor. Ben sadece böyle büyük duygular hissediyorum. İçimdeki büyük duyguları istemiyorum. Beni aptal yapıyor. Daha önce beni oyuncak yaptığı için bu duygulardan nefret ediyorum. Kaçıyorum da. Ama bu duygular olmadan da anlamsızlaşıyor hayat git gide. Freni bıraktığım an da duygularım istemediğim bir yere gidiyor. Şu amına kodumun kızına karşı duygularım niye bitmiyor anlamıyorum. Şaka gibi yani. Saçma oldunun farkındayım. Bu konu üzerine kendimden bağımsız konuşsam ne kadar saçma ve komik olduğu hakkında uzunca konuşabilirim. Beni aptal yerine koyduğunu da anlatabilirim. Ama orada hapsolmuş gibi sanki büyük duygularım. Hayatın ve beynimin bana bir oyunu gibi. Yani çok anlamsız,saçma. Ama o zamanlar sırf ihtiyacım olduğu ve birini bulduğum için kendimce o duygularımı hayata aktarmışım. Sırf o dönem öyle bir şey olduğu için ne zaman bu duyguları hatırlasam o zamana gidip derinlere dalıyorum. Ne o kişi bu duyguların muhattabı, ne o buna yakın şeyler hissediyor, ne artık bu duygular anlamlı ama yine de böyle hissediyorum. O dönem galiba hayatımın biraz olsa anlam ve hikaye kazandığı bir dönem olduğu için olabilir.
Güzel ve anlamlı bir hikaye olabilirdi. Ama bir filmde veya dizide yaşamıyoruz. Büyüdük. Böyle hikayeler anlamsız. Sırf böyle çocukça bir masalda yaşadığım için zaten yeterince madara oldum, dalga geçildi benimle çokça. Hayatıma anlam katma içgüdüsü, derin bir şeyler yaşama içgüdüsü ve bunları bana hissettiriyor bilmiyorum. Bir film gibi hayatımın olmasını çok isterdim. Boşa,duygusuz,anlamsız bir hayat yaşamak en büyük korkularımdan. Belki de bu yüzdendir. Ama kendimi nasıl ikna edeceğim bilmiyorum. Artık büyüdün. Bir filmde değilsin. Aşık olduğunu sandığın kişiye karşı hissettiğin şeyler hep senin içindeydi. Birine özel olan şeyler değildi. Kendimi nasıl ikna edicem bilmiyorum. Bu olay kendime olan saygımı içten içten düzenli olarak azaltıyor.
Bir yandan da kamçı oluyor bana. Hep daha iyi, hep daha güçlü olmaya çalışıyorum. Öyle bir duruma tekrar düşmemek için. Bunu yediremem kendime. Ama o duygulardan ve utançtan kurtulamıyorum. Belki de duygularımdan, o düştüğüm utanç verici duygulardan kaçıyorum. Mesela çok aşığım desem nolur? Çok saçma evet. Üzerinden yıllar geçti evet. Belki de bu psikolojik bir rahatsızlık evet. Belki de kadınlar konusunda çok kötü olduğum için evet. Ama ya çok seviyorsam? Ya benim için çok özelse gerçekten? Ya o hep özel kalacak yeri asla dolmayacaksa? Ya istediği kadar dalga geçsin, istediğim kadar kendime saygımı yitireyim yine de benim için o dönem hep çok özel kalıcaksa? Kendi duygularımdan utanmama gerek yok belki de. Bu benim yaşadığım ve benim özelimde bir şey. O dönem dönüştüğüm kişiden çok utanıyorum. Onun gerçek ben olmasından çok korkuyorum. O 'ben'den kaçıyorum. Ama o çaresiz,kimsesiz insanı içimden sökemiyorum. Ne kadar insan sürekli değişse de o dönemki 'ben'i bi türlü atamıyorum içimden. İnsanlar o 'ben'i görecek diye ödüm kopuyor.
Bu konuları nasıl çözücem daha ne kadar kendi kendime bunları düşünüp çözüme kavuşturmayı beklicem bilmiyorum. Yeni birini tanımak istemiyorum onu farkettim.Hala öyle bir şeye hazır değilim. En derinlerime gömülmüş gibi derin duygularım. Bu duyguların yalan olduğunu bilmek de büyük hayal kırıklığı. Eğer hayatıma anlam katamayacaksa ne yaparım? Bu anlamsızlıkla başa çıkabileceğimi düşünmüyorum.
Aşkın da bir şekilde anlamını yitirmesi büyük yıkım. Aşığım.Hikayem var. Sonrası? Sonradan anlamını yitirmesi ne kadar büyük hüsran. Ne yapacağımı bilemez halde kaldım. Bilemiyorum belki de o duruma ben getirdim. Bunları çözebileceğimi düşünmüyorum. Yıllar geçtikçe her sorun bir şekilde halloluyor. Bunun için artık yıllarca beklemek istemiyorum. İçimdeki bu duyguları taşımak istemiyorum. Aslında bu yazıya başlarken bu aşkı daha çok hissedebilmek için, o günlere dönebilmek hayalleriyle bilgisayar başına geçmiştim. Hiç öyle olmadı. Artık o kadar da aptal değilim demekki kendimi kandıracak kadar. Belki de kandırmayanlar aptaldır. Böyle bir duyguyu bulabildiysen şanslısındır. Koca bir hayata yayılmalı belki de. Bilemiyorum. Donuk,soğuk biri olmaya çalışırken içimdeki aşk arayan duygusal insanı kaybetmek istemiyorum. Onu kaybedersem hayatımın anlamını da bulamam.
edit: insanların ne seviyede nasıl duygular hissettiğini anlayamamak beni o kadar sinirlendiriyor ters kölede bırakıyor ki... İnsanlar niye net değil anlayamıyorum. Soğuk olmaya, sınır koymaya çalışmaktan, duygusal konularda kendimi geri çekmeye çalışmaktan bütün enerjim tükeniyor.
Yorumlar
Yorum Gönder