Kayıtlar

Kasım, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ilk defa lan

  Yazdığım yazıdan ruh halimi anlamışsınızdır. Bayadır deli gibi çalışıyorum. Daha doğrusu çalıştığımı sanıyorum. 2 haftadır falan. Saatlerce ders başına oturup max 1 saat çalışabiliyorumdur. Ondan da pek bişey anlamadan. Bu da içten içe beni çok geriyo. Aslında çok çalışmadığımı kendim de biliyorum. Ama olmuyor. Uyku düzenim de bozuluyor bu yüzden. Sürekli çalışmak istiyorum ama sürekli kafamı dağıtacak başka şeyler yapıyorum. Gece kafamı yastığa koydum. Dedim böyle giderse bu sefer de aynı şey olacak. Yine geçemicem dersleri. Ve ben bütün planlarımı derslerimi full geçmek üzerine yapmıştım. Yine fark etmeden felakete doğru gidiyorum. Hala yapmam gerekeni yapmıyorum. Diye düşündüm. Eski sevgilim de aklıma geldi. Çünkü psikolojimin her bozuluşunda aklıma o geliyor. Her felaket senaryosunda onu arıyorum. Onun varlığı benim için böyle zamanlarda hep kurtarıcı gibiydi. Ne olursa olsun o yanımda diye düşünürdüm. O yüzden bu tarz durumlarda onu çok arıyorum. Neyse bunlar beni baya bi zo...

İyi ki!

  Imagine dragons-zero mükemmel. Vizeleri çalışıyorum. Uyku düzenim aşırı bozuk. Sosyalleşemiyorum son zamanlarda. Bu zamanlarda çok kötü hissediyorum. Ders çalışmanın da işe yarayacağından emin olmadığım için. Yine bir sürü dersten kalabilirim çünkü. Kalmayağımı bilsem deli gibi çalışırım. Ama olmuyor işte. Baya çalışmam gerek. Bilin bakalım böyle zamanlarda ne oluyor? Eski sevgilimi özlüyorum evet doğru cevap. Her şeye rağmen o kadar sene beraber nasıl geçirdik bilmiyorum. Salak gibi bıraktım kendimi. Böyle olacağını biliyordum aslında. Okulun sorun çıkaracağını falan. Kurtulmak istedim. Sürekli başka kızlara falan yazdım. Ona rağmen gitmedi. Aslında eşeklik etmiş olabilirim. Belki de hep kalacaktı yanımda. Önüme bakıp derslerimi çalışıp onu sevdiğimi söylemem yeterdi belki de. Sürekli orada burada gezerken, kızlarla flörtleşirken mutlu oluyorum. Geçti gitti zaten diyorum. Moralim hiç bozulmuyor. Böyle zamanlarda da okul beni çok düşürüyor. Sanki büyük bir çöküşe yürüyormuşum gib...

level up! 2

  Saat 04.13. Kendimi uzun bir süre geç yatmamam, erken kalkmak konusunda baskı altına aldım. Uzun dediğim 2 yıl falan. Ama olmuyor. Bu şekilde verimli hissediyorum. Geç uyuma,uyanma konusunda stres ve baskı hissetmeyince de aslında mutlu ediyor bu düzen beni. Bugün hiç uyumadan yarın erken uyuyup vizeler için uyku düzenimi ayarlamak istiyorum. Yine boş bir çaba olabilir. Kitaba tekrar başladığımı söylemiştim. Çirkin kızların bile bakmayacağı, arabası olmamaktan yakınan ve özgüvensiz hisseden insan bir anda yine yaban çakalına döndü. Kendimi hatırladım. Benim çok üst levelim olan 2 kızı aynı gün ayarladım. İnternetten yaptım tabi bunu. Bu dönem hayatımda ilk defa deli gibi ders çalıştığım için taktiklerimi ortamda deneme fikrini birazcık erteledim. İnternet de iş görür. Ben bir canavarım evet. Bunu hep kötü düşünmüştüm. Ama bu canavar istediğinde bambaşka birine dönüşebiliyor. Kızları tavlayabilmek için bir yan karakter oluşturmam lazımdı. Onun ismini de şu an canavar koydum :D ...

level up!

  Merhaba kimsenin okumadığı bloğum. Kişisel hesaplarımda paylaşma konusunda çok muallaktayım hala. Gerçekten özelimi yazmak istiyorum. Herkes görsün istemiyorum. Ama okuyanlar da olsun istiyorum. Yalnız insan sıkılıyor lan. Günümüzde insan yürürken bile yürümeye odaklanmıyor. Telefon olmadan bir yere gidemiyor. Like için yarışıyor. Birçok şeye bağımlıyız. Ben de insanlar okumadan çok yalnız hissediyorum. Ama bunun yanlış olduğunu biliyorum. Yalnızlığı kabullenerek yaptığım her eylem beni mutlu etti. Hayatımı düzeltmemi sağladı. İnstagramı kapatmıştım bir ara. Hayatımın en güzel ve en verimli dönemiydi. Yine bağımlı oldum şimdi. İnsan bunu bildiği halde kopamıyor. Bu yazıda anlatmak istediğim şey bu değil.   Baya uzun bir süredir psikolojim bozukmuş. Yani sağlıklı bir kafada değilmişim. Son günlerde böyle sağlıklı bir kafayla birkaç saat geçirdim :D Sürekli bir tedirginlik halindeymişim geçen zamanda. Hiç sakin kalamamışım. Kısacası çok iğrenç bi haldeydim. Bunu yeni anlıyor...

çok güzelmiş bu çay

 Sabahın 6.54ünde hele. Sıcak sıcak demlediğim çay. Kendime çay demleyecek zaman bile bulamazdım çünkü. Zamanımın olmadığından değil. Sakin kalamadığımdan, geç uyuduğum için yaşadığım pişmanlıktan falan filan. Bugün çok sakinim. Deli gibi içki içiyorum günlerdir. Hatta önceki yazıda 'self destruction is the answer' yazmışımdır. Fight club repliği. Kendimi o hallerde görmek bana iyi geldi galiba. Ben bunları yapmamalıyım dedim. Ama eğlendim de. İzlediğim değersizlik, mükemmelliyetçilik videoları da bana iyi gelmiş olabilir. Dersin başına oturamaz, kaçacak bir şey arar sonra pişmanlıktan geberirdim. Kafam bi şekilde uzaktı olaydan. Bütün gece ders çalıştım bugün. Oğlum çok güzel bir şey lan. Yemin ediyom normal kafama geldim. Zaman içinde psikolojimin nasıl bozulduğunu anladım. İlişkimin neden bittiğini anladım gibi de oldu. Son senelerde yapmam gereken hiçbir şeyi yapmaz pişmanlıkla yaşardım. Hep bir şeylerden kaçardım. Ama bu bana hissettirilen değersizlikle de alakalı olabilir...

yine bir kaçış kafaları

 Yine sarhoşken girilen bir başlık. Yine ayrılık sonrası bozuk bir psikolojinin ürünü. Sia çalıyor fonda. Artık beni sevmiyor, acaba ne yapsam sever tekrar kafaları. Yine instagrama hikaye atıp ben aslında eğleniyorum kafaları. Ulan ne keko oldum be. Bildiğin tripli eski sevgili oldum. Kendimden beklemiyordum. Neyse. Aslında eğlenmek çözüm mü bilmiyorum. Psikolojim düzgün olsa bunları yapar mıydım bilmiyordum. Sadece olduğum yerden, olduğum insandan olabildiğince uzaklaşmak istiyorum. Sevilmemek ne büyük dertmiş be. Valla çok büyük dertmiş. İnsanın hayatı, bütün karakteri bi ihanete uğruyor. Tekrar sevilebilmek için, kendi olabilmek yeni uğraşlara giriyor. Anasını sikeyim böyle olayın. Ulan yine küfrettim. Ama güzel küfrettim. Niye bu kadar ağır geldi bu olay bana bilmiyorum. Çok güzel ilgi alanları olan, kendini baya değerli gören biriydim. Bir insanın beni sevmemesi sonucu bir kekoya evriliyorum. Ne garip. Böyle sistem mi olur lan? Böyle beynin de anasını sikeyim. Duygularımı ink...

çok sevdiğim bir başlık

 Başlık anlamsız. Anlamlı bir şey yazacaktım yazdığım şeyi unuttum. Bu gece biraz atraksiyonlu geçti. Şu an şarap içip dumanın akustik performansını dinliyorum. Aşka kaymadan bir yazı yazmayı planlıyorum. Aslında pek bir şey planlamıyorum. Muhtemelen boş yapıcam. Boş yaptığımda da çok saçma oluyor. Muhabbetim pek güzel değil. Yapmam gereken bazı şeyler var. Adaptasyon sorunumu çözmek, rahatlıktan kaçmak falan filan. Ama deli gibi içmek ve bütün hayatımı unutmak istiyorum sadece. Aslında yapmam gereken hiçbir şeyi istemiyorum. Kendimi unutup uzun yolculuklara çıkmak istiyorum. Bütün geçmişimi unutmak istiyorum. Kendimi unutmak istiyorum. Hatırlamamak için sürekli devam etmek istiyorum. Kendimi unutarak bir hayat geçirmek istiyorum. Sadece kendimden uzağa gitmek istiyorum ve geri dönmek istemiyorum. Burası çok karanlık. Işığı bulduktan sonra yine karanlığa dönüyor. Mum bir şekilde sönüyor. Hala elektrik icat edilmemiş. Gaz lambasıyla aydınlanıyor içerisi. Sürekli sarhoş kalmak istiyo...

bir takım derdimsiler

 Bir takım ayrı mı yazılıyor bilmiyorum. Derdimsi kelimesini de ben buldum. Garibinize gitmesin. Garibine gitmek de güzel bir ifade bu arada. Modumu yükseltmek için acdc açtım. Blog ve yazmak konusunda beni kısır bi döngüye sokan bir mesele var. Mutluyken yazdığım şeyler tamamen çöp bi içerik yaratıyor. Boş yapıyorum yani. Beni tatmin etmiyor. Ben acıdan zevk alan bir manyak olarak öyle şeyler de yazmak istemiyorum. Nasıl mutlu olunur falan. Kendimi geliştiriyorum oleyyy konulu bir yazı yazmak boş. Bu tarz saçmalıklar hafif geliyor bana. Hayatın gerçekliğinden kaçma yolları gibi. Yüzleşmekten kaçmak gibi. Hepsi sadece hayatın gerçeklerinden nasıl daha hızlı kaçabilirim sorusunun dallanmış budaklanmış halleri gibi. Acı olacak abi. Acı çekilecek. Yalnız kalınacak. Sürünülecek. Yaşadığının bir anlamı olacak. Bir hikayen olacak. Siyah olacak içinde. Mavi iyidir, güzeldir yanılgısına düşmeden 'her şeyin sonu siyahtır' denilecek. Mutlu olan biri sürekli bir balonun üstünde, bulutun ü...